Sürekli sıkılmamın sebebi bir şeyler yapmak istemem ama ne yapmak istediğimi de bilmemem olabilir bence.
Aslında insan hayatında sadece birşeyin dört dörtlük olmasını istiyor.
Necati Şaşmaz’ın konuşmasını dinlerken ben:

Geceden gündüze değil de, bugünden yarına değil de, çok acil olarak değil… ama çabuk çabuk.
Bu saatte uyunur mu allasen?

Hala umursadığımı düşünen insanlar var. Garip.

Perşembe dünyanın en gereksiz günü herhalde. Yaptığı tek şey haftanın çok uzun, yorucu geçtiğini ve hala bitmediğini hatırlatmak.

Birini eleştirmeden önce insan kendi hatalarını da gözünün önüne getirmeli.
Sen de uyuyamadın biliyorum.
Harika bir otelin plajındasın; bir elinde kitabın diğer elinde buzlu kahven var, burnuna güneş kremi kokusu geliyor, kulağında kulaklıklar en sevdiğin şarkıyı dinliyorsun, sıcacık bir rüzgar esiyor ürperiyorsun, sonra kafanı yana sevgilinin yattığı tarafa çeviriyorsun, gülüşüp denize girmeye karar veriyorsunuz, daha sonra bir ses duyuyorsun: “Hadi uyan kahvaltı hazır.”
Yazarken aqladım.
Tumblr insanları için bir yurt açılsa ne harika olur. Bütün gün party hard, mutfak nutella ve abur cubur dolu, minik yavru kedilerimiz var, herkes sevecen ve cana yakın, kimse dışlanmıyor. O yurttan dışarı adım atarsam şerefsizim.

Buraya sürekli kendi fotoğraflarını koyanları destekleyelim arkadaşlar. Kendilerini manken sanıyorlar. Çok zor durumdalar, aileleri perişan. “Çok güzelsin”, “Çok yakışıklısın” tarzında şeyler yazalım. Yardımcı olalım.

Arkadaşlarıma tumblr adresimi söyledikten 2 saniye sonra pişman olduğum gerçeği.
“Allahım artık istediğim kadar rahat yazamam. Sürekli girip ne yazıyorum diye bakacaklar. İzleniyorum…”

Bir erkeğin en itici olduğu zaman konuşurken bir sessizlik olduğunda “Eee hadi konu bulsana.” dediği andır herhalde.

